<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ruhbilim OkuluRuhbilim Okulu | Ruhbilim Okulu</title>
	<atom:link href="http://www.ruhbilimokulu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ruhbilimokulu.com</link>
	<description>Antalya Ruhbilim Okulu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Feb 2012 11:54:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Madde Bağımlılığı ve Psikoterapi</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/madde-bagimliligi-ve-psikoterapi/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/madde-bagimliligi-ve-psikoterapi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 07:35:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklarda Psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[amfetamin]]></category>
		<category><![CDATA[berbitürat]]></category>
		<category><![CDATA[ekstazi]]></category>
		<category><![CDATA[eroin]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[extasy]]></category>
		<category><![CDATA[hap]]></category>
		<category><![CDATA[kokoin]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[narkotik]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tiner]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[Madde bağımlılığı bir çeşit köleliktir. Madde bireyi kendi esiri yapar. Bedendeki reseptörler aç kurtlar gibi maddeyi isterken kişinin tüm davranışları bu maddeyi bulmaya ve tüketmeye ayarlanır. İstenirse herkes bir maddenin bağımlısı haline getirilebilir belki ama madde bağımlılığında 3 başat neden vardır. 1 &#8211; Genetik yatkınlık 2 &#8211; Kötü arkadaşlarla özdeşleşme 3 &#8211; Madde satışındaki kârdan vazgeçmek istemeyenler. Kişinin nesep bağı incelendiğinde hem anne hem baba tarafından çeşitli madde bağımlılığı kurbanları fark edilecektir. Örneğin sigara bağımlısı bir hastamızın baba tarafından dedesi alkol bağımlısıydı ve cesedi çırılçıplak bir ırmakta bulunmuştu. Kokain bağımlılığından ölen Whitney Houston ve eroin bağımlılığı kurbanı Toni Morrison’un şecereleri de incelenmeye değerdir. Madde bağımlısı kişi adeta kendisine suç ortağı arar ve kullandığı maddeyi başkalarına ikram ederek onları da bağımlı hale getirmeye çalışır. Arkadaş ilişkilerinde öykünme, özenme ve özdeşleşme çok kolay yaşanır. Dolayısıyla madde bağımlısı arkadaşı olan kişinin madde bağımlılığına kayması kolay olur. Bağımlılık yapan madde satışından geçimlerini sağlayan ve kâr elde eden insanlar da bu illetin ortadan kalkmamasına hizmet ederler. Bir bakarsınız ki ilkokul mezunu bir torbacı tıp fakültesi mezunu madde bağımlılığını tedavi eden bir doktordan daha zengin oluvermiştir. Kronik bir hastalık olan madde bağımlılığı uzun süreli bir psikoterapi programı gerektirir. Kişinin psikoterapiden yararlanması için maddeye olan esaret durumunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Madde bağımlılığı bir çeşit köleliktir. Madde bireyi kendi esiri yapar. Bedendeki reseptörler aç kurtlar gibi maddeyi isterken kişinin tüm davranışları bu maddeyi bulmaya ve tüketmeye ayarlanır. İstenirse herkes bir maddenin bağımlısı haline getirilebilir belki ama madde bağımlılığında 3 başat neden vardır.</p>
<p>1 &#8211; Genetik yatkınlık</p>
<p>2 &#8211; Kötü arkadaşlarla özdeşleşme</p>
<p>3 &#8211; Madde satışındaki kârdan vazgeçmek istemeyenler.</p>
<p>Kişinin nesep bağı incelendiğinde hem anne hem baba tarafından çeşitli madde bağımlılığı kurbanları fark edilecektir. Örneğin sigara bağımlısı bir hastamızın baba tarafından dedesi alkol bağımlısıydı ve cesedi çırılçıplak bir ırmakta bulunmuştu. Kokain bağımlılığından ölen Whitney Houston ve eroin bağımlılığı kurbanı Toni Morrison’un şecereleri de incelenmeye değerdir.</p>
<p>Madde bağımlısı kişi adeta kendisine suç ortağı arar ve kullandığı maddeyi başkalarına ikram ederek onları da bağımlı hale getirmeye çalışır. Arkadaş ilişkilerinde öykünme, özenme ve özdeşleşme çok kolay yaşanır. Dolayısıyla madde bağımlısı arkadaşı olan kişinin madde bağımlılığına kayması kolay olur.</p>
<p>Bağımlılık yapan madde satışından geçimlerini sağlayan ve kâr elde eden insanlar da bu illetin ortadan kalkmamasına hizmet ederler. Bir bakarsınız ki ilkokul mezunu bir torbacı tıp fakültesi mezunu madde bağımlılığını tedavi eden bir doktordan daha zengin oluvermiştir.</p>
<p>Kronik bir hastalık olan madde bağımlılığı uzun süreli bir psikoterapi programı gerektirir. Kişinin psikoterapiden yararlanması için maddeye olan esaret durumunun azaltılması, hafifletilmesi şarttır. Bunun için değişik yöntemler uygulanmaktadır. Antalya Ruhbilim Okulu bağımlı olunan maddenin,  hücrelerdeki elektro-manyetik hafızadan silinmesinin, kişinin iradesini güçlendirdiğini ve kişiyi psikoterapiden daha kolay yararlanabilir hale getirdiğini gözlemlemiştir.</p>
<p>Kişinin “ben madde bağımlılığından kurtulmak istiyorum” demesi oldukça güçtür. Sevdiklerini madde bağımlılığından kurtarmak isteyenleri Antalya Ruhbilim Okulu’nun psikoterapi programına katılmalarına ikna etmelerini tavsiye ederiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/madde-bagimliligi-ve-psikoterapi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon ve Psikoterapi</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/depresyon-ve-psikoterapi/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/depresyon-ve-psikoterapi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 09:38:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklarda Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[İki haftalık bir dönem sırasında yaklaşık hergün süren depresif duygudurumu, hergün yaklaşık gün boyu süren tüm aktivitelere veya bunların çoğuna karşı ilgide belirgin azalma veya bunlardan eskisi gibi zevk alamama, perhiz dışı önemli derecede zayıflama veya şişmanlama veya hergün iştahta artış veya azalma olması, hergün aşırı uyku (hipersomnia) veya uykusuzluk (insomnia) olması, hergün dışarıdan gözlemlenebilir psikomotor ajitasyon veya retardasyon olması, hergün yorgunluk, bitkinlik veya enerji kaybı olması, hergün değersizlikl ve yersiz suçluluk duygularının olması, hergün düşünceleri bir konu üzerinde yoğunlaştırma yeteneğinde azalma ve kararsızlık yaşanması, tekrarlayan ölüm düşünceleri ve intihar düşünceleri veya  intihar intihar etmek için tasarının olması, tedavisi gecikmeden yapılması gereken majör depresyon hastalığına işaret eder. Depresyon tedavisinde psikoterapi elzemdir, çünkü hastanın kendisini depresyona iten bakış açılarını ve yanılsamalarını değiştirmesi için iç görü kazanması gerekir. Bugüne dek yaptığımız psikoterapi çalışmalarından çok sayıda depresyondan muzdarip insan yararlanmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İki haftalık bir dönem sırasında yaklaşık hergün süren depresif duygudurumu, hergün yaklaşık gün boyu süren tüm aktivitelere veya bunların çoğuna karşı ilgide belirgin azalma veya bunlardan eskisi gibi zevk alamama, perhiz dışı önemli derecede zayıflama veya şişmanlama veya hergün iştahta artış veya azalma olması, hergün aşırı uyku (hipersomnia)</div>
<div>veya uykusuzluk (insomnia) olması, hergün dışarıdan gözlemlenebilir psikomotor ajitasyon veya retardasyon olması, hergün yorgunluk, bitkinlik veya enerji kaybı olması, hergün değersizlikl ve yersiz suçluluk duygularının olması, hergün düşünceleri bir konu üzerinde yoğunlaştırma yeteneğinde azalma ve kararsızlık yaşanması, tekrarlayan ölüm düşünceleri ve intihar düşünceleri veya  intihar intihar etmek için tasarının olması, tedavisi gecikmeden yapılması gereken majör depresyon hastalığına işaret eder.</div>
<div>Depresyon tedavisinde psikoterapi elzemdir, çünkü hastanın kendisini depresyona iten bakış açılarını ve yanılsamalarını değiştirmesi için iç görü kazanması gerekir.</div>
<div>Bugüne dek yaptığımız psikoterapi çalışmalarından çok sayıda depresyondan muzdarip insan yararlanmıştır.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/depresyon-ve-psikoterapi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni ve Psikoterapi</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/sizofreni-ve-psikoterapi/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/sizofreni-ve-psikoterapi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 09:37:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklarda Psikoterapi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=305</guid>
		<description><![CDATA[Şizofreni  genç yaşta başlayan ve ömür boyu tedavi hizmeti veilmesi gereken bir hastalıktır.  Düzenli psikoterapi hizmeti alan şizofreni hastalarının ilaç dozları daha düşük olur.  Hastaneye yatışları azalır ve hayat kaliteleri de daha yüksek olur. 1990lı yıların ilk yarısında Türkiye’ nin bir çok ilinden 20-30   yaşlarında şizofreni hastası olan aileler bana gelmeye başladı. Ailelerin ortak yakınmaları şuydu: “ Doktor bize bir çare bul. Biz oğlumuzla aynı evde yaşıyamıyoruz. O tek başına da yaşıyamıyor. Hastaneler ancak iki –üç hafta  alıyorlar.” “Oğlum çok yüksek dozda ilaç almasına rağmen bana parmak atıyor, annesine tecavüz etmeye çalışıyor, balkonda çırılçıplak dolaşıyor . Ne yapacağımızı şaşırdık,” diye yakınıyordu bir baba. “Oğlum on yıldır yüksek doz ilaç almasına rağmen öldürüleceğim korkusu yüzünden odasından çıkmıyor. Gitmediğimiz profesör kalmadı, bize bir çare bulun,” diye yakınıyordu bir anne. Evinde çöp  biriktirenler ve daha bir çok çeşitli tablolarla müracaatlar olunca bir çare üretmek zorunda kaldım. Bu ailelerin uzak yerlerden psikoterapi için haftada bir Antalya ya gidip gelmeleri bir ailelerin ihtiyacını karşılayacak bir çözüm olamazdı. Burada iki yıldızlı bir otelimiz var. Oğlunuz bu otelde kalsın ve bana analitik tedaviye gelsin. Şimdiye dek  ilaç tevdileri almış, elektro kovulsif tedavi görmüş ama analizden geçmemişlerdi. Birçok aile bu teklifimi kabul etti ve bu hizmetden yararlandı. Otel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şizofreni  genç yaşta başlayan ve ömür boyu tedavi hizmeti veilmesi gereken bir hastalıktır.  Düzenli psikoterapi hizmeti alan şizofreni hastalarının ilaç dozları daha düşük olur.  Hastaneye yatışları azalır ve hayat kaliteleri de daha yüksek olur. 1990lı yıların ilk yarısında Türkiye’ nin bir çok ilinden 20-30   yaşlarında şizofreni hastası olan aileler bana gelmeye başladı.</p>
<p>Ailelerin ortak yakınmaları şuydu: “ Doktor bize bir çare bul. Biz oğlumuzla aynı evde yaşıyamıyoruz. O tek başına da yaşıyamıyor. Hastaneler ancak iki –üç hafta  alıyorlar.”</p>
<p>“Oğlum çok yüksek dozda ilaç almasına rağmen bana parmak atıyor, annesine tecavüz etmeye çalışıyor, balkonda çırılçıplak dolaşıyor . Ne yapacağımızı şaşırdık,” diye yakınıyordu bir baba.</p>
<p>“Oğlum on yıldır yüksek doz ilaç almasına rağmen öldürüleceğim korkusu yüzünden odasından çıkmıyor. Gitmediğimiz profesör kalmadı, bize bir çare bulun,” diye yakınıyordu bir anne.</p>
<p>Evinde çöp  biriktirenler ve daha bir çok çeşitli tablolarla müracaatlar olunca bir çare üretmek zorunda kaldım. Bu ailelerin uzak yerlerden psikoterapi için haftada bir Antalya ya gidip gelmeleri</p>
<p>bir ailelerin ihtiyacını karşılayacak bir çözüm olamazdı. Burada iki yıldızlı bir otelimiz var. Oğlunuz bu otelde kalsın ve bana analitik tedaviye gelsin. Şimdiye dek  ilaç tevdileri almış, elektro kovulsif tedavi görmüş ama analizden geçmemişlerdi. Birçok aile bu teklifimi kabul etti ve bu hizmetden yararlandı. Otel personelini şizofreni konusunda bilgilendirmem ve hastalarınbana düzenli analize gelmeleri sonucunda daha düşük ilaç dozlarıyla çok daha kaliteli bir yaşama kavuştu bir çok kronik şizofreni hastası.  Bu arada kaçak hastane çalışırmakla suçlandım ve Ankara’dan Sağlık bakanlığı ruh Sağlığı Daire Başkanı otele geldi. Kaçak hastane diye oteli kapatmak istedi. Yetkiliye orasının bir hastane olmadığını , iki yılşdızlı bir ptel olduğunu,</p>
<p>gelen müşterilere de  “Kusura bakmayın şizofrenleri otele kabul etmiyoruz denmediğini,” söyledim. Oteli kapatarak işsiz sayısını arttıracaklarını oysa sağlık bakanlığının işsiz sayısını</p>
<p>azaltmaya çalışması gerktiğini  bakan Yıldırım Aktuna ‘ya iletmesini rica ettim. Zamanla bütün şizofrenlerin bir otelde kalması gerekmediğini, isteyen şizofreni hastasının istediği otelde kalabileceğini insanlar öğrendi. Yeni çıkan ilaçlar hastaları aileleriyle daha uyumlu yaşayabilir kıldı. Türkiye’nin  bir çok ilinde Şizofreni dernekleri kuruldu. Aileler ve hastalar bu derneklerden yararlanmaya başladılar. 1990 lı  yılların sonuna doğru  Türkiye ‘deki şizofreni hastası olan ailelerin bana acil  ihtiyaçları kalmadı. Şimdi zaman zaman yunus terapisine gelen şizofreni hastalarım oluyor.</p>
<p>Analiti,k grup tedavisi yaparken bir şizofreni hastasını gruba aldım. Grup da delirme korkusu yaşayan fobik hastalar vardı. Beni “Bu şizofreni hastası gruba gelirse grubu terk ederiz “diye</p>
<p>tehdit ettiler. Ben de onlara “Şizofrenisi olan bu hastamın iyileşmesi grubun dağılıp dağılmamasından daha önemli” dedim. Tehditlerine boyun eğmedim. Grup devam etti. Delirme korkusu olan</p>
<p>hastalrın hepsi de bu korkudan kurtuldu. Eğer şizofreni hastasıyla aynı grup çalışmasını sürdüremeselerdi  delirme korkularıyla yaşamaya devam edeceklerdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/sizofreni-ve-psikoterapi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/304/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/304/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 09:34:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/304/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/299/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/299/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 10:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=299</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/299/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madde Bağımlılığından Arınma Programı</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/content_block/haber-bulteni-abonelik/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/content_block/haber-bulteni-abonelik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 09:18:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?post_type=content_block&#038;p=297</guid>
		<description><![CDATA[1 Metabolik denge 2.Maddenin elektromanyetik sinyallerinin hücre hafızasından silinmesi 3. Zihinsel Tabula Rasa 4. Günlük gezi ve etkinlikler 5.Yunuslarla etkileşim 6. Psikoterapi ve rölaps profilaksisi Yalnızca Antalya Ruhbilim Okulu&#8217;nda alabileceğiniz bu üç haftalık yoğun terapi programı için detaylı bilgi alınız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="textwidget"><a  href="http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/madde-bagimliligi-ve-psikoterapi/"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-324" title="" src="http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/uploads/2012/01/detokslazayifla1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>1 Metabolik denge<br />
2.Maddenin elektromanyetik sinyallerinin hücre hafızasından silinmesi<br />
3. Zihinsel Tabula Rasa<br />
4. Günlük gezi ve etkinlikler<br />
5.Yunuslarla etkileşim<br />
6. Psikoterapi ve rölaps profilaksisi</div>
<p><strong>Yalnızca Antalya Ruhbilim Okulu&#8217;nda alabileceğiniz bu üç haftalık yoğun terapi programı için <a  href="http://www.ruhbilimokulu.com/hastaliklarda-psikoterapi/madde-bagimliligi-ve-psikoterapi/">detaylı bilgi</a> alınız.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/content_block/haber-bulteni-abonelik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>abo</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/abo/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/abo/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 09:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?page_id=294</guid>
		<description><![CDATA[<script type='text/javascript' src='http://www.ruhbilimokulu.com/wp-includes/js/jquery/jquery.js?ver=1.7.1'></script>
<script type='text/javascript' src='http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/plugins/wysija-newsletters/js/validate/languages/jquery.validationEngine-tr.js?ver=1'></script>
<script type='text/javascript' src='http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/plugins/wysija-newsletters/js/validate/jquery.validationEngine.js?ver=1'></script>
<link rel='stylesheet' id='validate-engine-css-css'  href='http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/plugins/wysija-newsletters/css/validationEngine.jquery.css?ver=3.3.1' type='text/css' media='all' />
<script type='text/javascript'>
/* <![CDATA[ */
var wysijaAJAX = {"action":"wysija_ajax","controller":"subscribers","ajaxurl":"http:\/\/www.ruhbilimokulu.com\/wp-admin\/admin-ajax.php","loadingTrans":"Loading..."};;
var wysijaAJAX = {"action":"wysija_ajax","controller":"subscribers","ajaxurl":"http:\/\/www.ruhbilimokulu.com\/wp-admin\/admin-ajax.php","loadingTrans":"Loading..."};
/* ]]> */
</script>
<script type='text/javascript' src='http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/plugins/wysija-newsletters/js/front-subscribers.js?ver=1'></script>
&#160; &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<div id="msg-form-wysija-nl-1325840402" class="wysija-msg ajax"></div>
        <form id="form-wysija-nl-1325840402" method="post" action="" class="widget_wysija form-valid-sub"><p><input type="text" id="form-wysija-nl-1325840402wysija-email"  class="validate[required,custom[email]]"  name="wysija[user][email]" /><br /><input type="submit"  class="wysija-submit-field" name="submit" value="Subscribe!"/></p><input type="hidden" name="formid" value="form-wysija-nl-1325840402" />
                    <input type="hidden" name="action" value="save" />
                <input type="hidden" name="wysija[user_list][list_ids]" value="4" />
                <input type="hidden" name="message_success" value="You’ve successfully subscribed. Check your inbox now to confirm your subscription." />
                <input type="hidden" name="controller" value="subscribers" /><input type="hidden" id="_wpnonce" name="_wpnonce" value="71a9b89181" /><input type="hidden" name="_wp_http_referer" value="/feed/" /><input type="hidden" value="1" name="wysija-page" /><input type="hidden" value="25b549a359" id="wysijax" /></form>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/abo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haber Bülteni</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/haber-bulteni/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/haber-bulteni/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 08:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<div id="msg-form-wysija-nl-1325837771" class="wysija-msg ajax"></div>
        <form id="form-wysija-nl-1325837771" method="post" action="" class="widget_wysija form-valid-sub"><p><input type="text" id="form-wysija-nl-1325837771wysija-email"  class="validate[required,custom[email]]"  name="wysija[user][email]" /><br /><input type="submit"  class="wysija-submit-field" name="submit" value="Haber Bültenine Abone Ol"/></p><input type="hidden" name="formid" value="form-wysija-nl-1325837771" />
                    <input type="hidden" name="action" value="save" />
                <input type="hidden" name="wysija[user_list][list_ids]" value="4" />
                <input type="hidden" name="message_success" value="Başarıyla Haber bültenimize abone oldunuz." />
                <input type="hidden" name="controller" value="subscribers" /><input type="hidden" id="_wpnonce" name="_wpnonce" value="71a9b89181" /><input type="hidden" name="_wp_http_referer" value="/feed/" /><input type="hidden" value="1" name="wysija-page" /><input type="hidden" value="25b549a359" id="wysijax" /></form>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/haber-bulteni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazı ve Söyleşileri</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/248/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/248/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 11:15:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/uncategorized/248/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ASKLEPİOS’UN ÇAĞRISI</title>
		<link>http://www.ruhbilimokulu.com/yazi-soylesi/asklepiosun-cagrisi/</link>
		<comments>http://www.ruhbilimokulu.com/yazi-soylesi/asklepiosun-cagrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 11:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazı - Söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhbilimokulu.com/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[34.Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi Açılış konuşması 34.Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi’ne hoş geldiniz. Şimdi başlayacak olan ruhsal maratona hazır mısınız? &#160; Bu harabelere girerken 2000 yıl öncesinin yemeklerinin yapıldığı bir lokanta olsa burada yemek yer miydiniz? Harabelere girerken 2000 yıl öncesinin giysilerinin satıldığı bir dükkândan aldığınız giysilerle bu harabelerde dolaşsanız kendinizi nasıl hissedersiniz? Bu kongre aslında çok eski bir geleneği şimdi burada yaşatıyor. Bunun için bu etkinliğin başlaması ve bu günlere getirilmesinde emeği geçen Abdülkadir Özbek ve O’nun gibi meslek hayatlarını psikoterapiye adamış olan meslektaşları ve öğrencilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Yine bu kongreye çok emek vermiş olan hocalarımdan Gülören Ünlüoğlu’nun güzel bir vecizesini hatırlatmak isterim: Progress is inevitable! Gelişme kaçınılmazdır! Kimse “ben Ortaçağ’da kalacağım” diye tutturmasın. Çünkü kalamaz. Buraları da Ortaçağ’daki yıkıntılar olarak kalamaz. &#160; İlk kez 45 yıl önce bu harabeleri gezmiştim. Daha sonra İsviçre’den Helmut Barz ile bir kez de Antalya’dan kronik psikotik hasta grubumla buradaki grup psikoterapi kongresine katılmıştım. Bergama’yla ilgili ziyaretimi tamamlamak için de Berlin’deki Bergamon müzesine giderek Zeus tapınağını ziyaret ettim. 45 yıl önce Türkiye’nin sadece birkaç ilinde üniversite ve tıp fakültesi varken, şimdi hemen her kentimizde üniversite ve tıp fakültesi bulmak mümkün. 45 yıl önce yurtdışına gitmek Mars’a gitmek gibi bir şeyken şimdi sıradan bir şey. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>34.Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi Açılış konuşması</strong></p>
<p><a  href="http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/uploads/2011/12/308456_278457065525260_277924065578560_681784_589019232_a1.jpg" class="thickbox no_icon" title="308456_278457065525260_277924065578560_681784_589019232_a[1]"><img class="alignleft size-full wp-image-245" title="308456_278457065525260_277924065578560_681784_589019232_a[1]" src="http://www.ruhbilimokulu.com/wp-content/uploads/2011/12/308456_278457065525260_277924065578560_681784_589019232_a1.jpg" alt="" width="180" height="184" /></a></p>
<p>34.Uluslararası Grup Psikoterapileri Kongresi’ne hoş geldiniz.</p>
<p>Şimdi başlayacak olan ruhsal maratona hazır mısınız?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu harabelere girerken 2000 yıl öncesinin yemeklerinin yapıldığı bir lokanta olsa burada yemek yer miydiniz? Harabelere girerken 2000 yıl öncesinin giysilerinin satıldığı bir dükkândan aldığınız giysilerle bu harabelerde dolaşsanız kendinizi nasıl hissedersiniz? Bu kongre aslında çok eski bir geleneği şimdi burada yaşatıyor. Bunun için bu etkinliğin başlaması ve bu günlere getirilmesinde emeği geçen Abdülkadir Özbek ve O’nun gibi meslek hayatlarını psikoterapiye adamış olan meslektaşları ve öğrencilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Yine bu kongreye çok emek vermiş olan hocalarımdan Gülören Ünlüoğlu’nun güzel bir vecizesini hatırlatmak isterim: Progress is inevitable! Gelişme kaçınılmazdır! Kimse “ben Ortaçağ’da kalacağım” diye tutturmasın. Çünkü kalamaz. Buraları da Ortaçağ’daki yıkıntılar olarak kalamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlk kez 45 yıl önce bu harabeleri gezmiştim. Daha sonra İsviçre’den Helmut Barz ile bir kez de Antalya’dan kronik psikotik hasta grubumla buradaki grup psikoterapi kongresine katılmıştım. Bergama’yla ilgili ziyaretimi tamamlamak için de Berlin’deki Bergamon müzesine giderek Zeus tapınağını ziyaret ettim. 45 yıl önce Türkiye’nin sadece birkaç ilinde üniversite ve tıp fakültesi varken, şimdi hemen her kentimizde üniversite ve tıp fakültesi bulmak mümkün. 45 yıl önce yurtdışına gitmek Mars’a gitmek gibi bir şeyken şimdi sıradan bir şey. Bu gelişmeler bizi çok mutlu ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ülkemizin en eski tıp fakültesi şimdi burada çalıştığımız Asklepion mabedidir. Zamanının Roma imparatorlarını iyileştiren Galenos Asklepion’da yetişmiştir. Yine buna benzer başka bir Asklepion’da Hipokrates gibi büyük bir hekim yetişmiştir. Gelişme kaçınılmazdır ama bazen kaplumbağa adımlarıyla olur, bazen daha da ileriye sıçramak için gerilere gitmek gerekir. Gelişme doğrusal değil, helezoniktir. Yaşanılan yüzyıl eninde sonunda insanı kendisine getirtir. İktisat toplumlarından sonraki toplumsal gelişme aşamasının tefekkür toplumları olduğu söylenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Günümüz dünyası iktisat toplumlarından tefekkür toplumlarına geçişin sancılı süreçlerini yaşamaktadır. Çinliler para kazanmak hırsıyla çok büyük miktarda paralarını Amerika borsalarına yatırmış ve bu paraları kaybetmişlerdir. Amerikalılar bunun üzerine Çinlilere “siz bize zehirli oyuncaklar ve mamalar sattınız, biz de size zehirli kâğıtlar sattık” demişler. İktisat toplumlarında hâkim olan  “insan insanın kurdudur”, “insan insanın aynasıdır”  gibi inançlar çok sayıda psikopat yaratmış ve yaratmaya devam etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Oysa tefekkür toplumlarındaki yaygın inanç “insan insanın ilacıdır”, inancıdır. İnsanın insanın ilacı olduğu gerçeğini en iyi psikoterapistler bilir ve psikoterapistler eğitimleri ve uygulamaları sırasında bu ilacın hangi dozda ve sürede kullanılacağını öğrenirler. Psikoterapistin kullandığı teknik ya da yöntem ne olursa olsun asıl iyileştirici etkinin terapistin kişiliğinden ve hastasıyla kurduğu ilişkiden kaynaklandığı bilinir. Hastanın negatif transferans yaşadığı bir doktorun reçete ettiği ilaçların yan etkileri ve komplikasyonları çok olur. Hastanın pozitif transferans geliştirdiği bir hekimin ilaçları çok daha düşük dozlarda olur ve yan etki yapmaz. Hastanın hastane yatışları da çok daha kısa süreli olur. Psikoterapi hizmetlerinin ve eğitimlerinin yaygınlaşmasının topluma büyük maddi ve manevi kazançlar sağlayacağı aşikârdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En eski psikoterapi sistemleri olan dinler sembollerin iyileştirici etkisinden yararlanmışlardır. Canlı simgenin numinosumu ile yüzleşme, iyileştirici etki ortaya çıkardığından farklı arketipsel simgeler değişik zamanlarda, değişik biçimlerde tedavide kullanılmış ve kullanılmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Deri değiştiren bir sürüngen olan yılan transformasyon sembolüdür. Gılgamış destanından ölümsüzlüğü anlattığını bildiğimiz yılan, Asklepios mabetlerinde önemli bir işlev görmüştür. Hasta yılanlı odalarda uyur, Tanrı Asklepios hastanın rüyasına girer ve nasıl iyileşeceğinin yollarını gösterir. Bu rüyaları yorumlayan terapistler yani Asklepiadlar da hastayı buna göre iyileştirir. Bugün yılan yardımıyla terapi halen Bayburt’un Kırkpınar köyündeki köylüler tarafından başarıyla uygulanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Psikoterapinin en önemli işlevlerinden birisi incinmeden ve incitmeden yaşama sanatını öğrenmek ve öğretmektir. İktisat toplumlarında iflas eden bir işadamının intihar etmesi normal bir şeymiş gibi görünür. Oysa iflas eden bir işadamı sokak çocuklarıyla futbol oynayarak da kendisine ve başkalarına faydalı olabilir. Tanrı Dionysos kendisine saygısızlık edenleri ya da kendisini unutanları, onları sevdiklerini öldürterek cezalandırabilirdi. Acaba Olcay kızını Ruhbilim Okulu’na gönderseydi ve be bu kızı alıp Antalya müzesine götürüp Dionysos heykelinin önünde O’na uzun uzun Dionysos mitolojisinden bahsetseydim, Dionysos’a saygının öneminden bahsetseydim, bu kız annesini dekapite ederek öldürür müydü acaba?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerektiğinde mitolojilerin içindeki bilgileri hastalarımızı iyileştirmek için kullanabiliyoruz. Kleptomani şikâyetiyle çocuğunu terapiye getiren ailelere Hermes mitolojisini anlatırım. Aç Hermes’in doyurulması gerektiğinden bahsederim. Çocuk ticarete alıştırıldığında, örneğin yaptığı bir iş karşılığında para aldığında ya da alışveriş yapmayı öğrendiğinde hem hırsızların hem de tüccarların tanrısı olan Hermes doyduğu için kleptomani semptomu ortadan kalkar. Panik-atak şikâyeti olan hastalar paniğin yaratıcısı olan Tanrı Pan’a saygı duymayı öğrendiklerinde iyileşirler. Öğle saatleri tanrı Pan’ın uyuduğu saatlerdir ve gürültü yapmamak gerekir. Pan flüt sesini dinlemek Pan’a saygıdır, paniği yatıştırır. İslam mitolojisinde de ilk panik-atak tedavisi şöyle anlatılır: Hazreti Adem’in bedeni topraktan yaratılır ve ruhun bu bedene girmesi istenir. Hazreti Adem’in ruhu bedeni pis ve kötü bulduğu için korkar ve bedene girmez. Bunun üzerine Cebrail Aleyhüsselam cennetten ney getirerek ney’i üfler, ney’in sesi Âdem’in paniğini yatıştırır ve ruh bedene girer. Ney sesinin korkuları yatıştırıcı etkisini kendi üzerinizde deneyebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Psikoterapinin en önemli faydalarından birisi bireyleşme sürecini hızlandırmasıdır. Bireyleşme sürecinde ilerledikçe kişi ego-merkezli olmaktan çıkar ve tüm ruhsal bütünlüğün merkezine doğru kayar. Bu insana dünyanın kapılarını kapamayan, bilakis dünyayı insanın etrafında toplayan bir süreçtir. 20.yüzyılın en önemli psikiyatristlerinden Ludwig Binswanger’in kızı Hilda Binswanger analizim sırasında bana bireyleşmek için gölgenin eyleme dökülmesi gerekir, demişti. Psikodramanın bu açıdan bakıldığında, diğer psikoterapi tekniklerinden daha büyük bir avantaj sağladığını görüyoruz. Carl Gustav Jung’un küçük kızı Emma Jung beni Ortodoks Rus ikonlarının Jungçu yorumlarını yaptığı özel seminerine davet etmişti. Bu seminerde Tanrıça Nemesis’in adı geçince Nemesis, intikam Tanrıçası demiştim. Jung’un kızı intikam değil, adalet diye azarlamıştı beni. Ben intikam deyince o adalet diye ısrar etti. Nemesis’in Antalya müzesindeki heykellerinin önünde intikam tanrıçası yazdığını söyledim özür dileyerek. Ve o zaman anladım ki Antalya’dan intikam olarak görülen bir şey İsviçre’den bakıldığında adalet olarak görülüyordu. Her adaletin bir intikam olabileceğini unutmayalım, gelişmiş adalet sistemlerine sahip olursak, insanların birbirlerinden ilkel intikamlar alarak zarar görmelerini engelleyebiliriz. Bu da bir koruyucu hekimlik hizmetidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Antalya Bergama kralı Attalos tarafından kurulmuştur. Attalia, Attalos’un kenti zamanla Antalya kelimesine dönüşmüştür. Bugün Antalya Türkiye Cumhuriyeti’nin 15 milyon Euro’luk yıllık turizm gelirinin büyük bir kısmının sağlandığı kenttir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Bergama kralı Attalos’a borcu vardır. Bu borcu ödemek için Bergama’nın restore edilmesi ve Asklepion mabedinin yeniden faaliyete geçirilmesi gerekmektedir. Suudi Arabistan’ın Kâbe’den elde ettiği yıllık gelir 20 milyar Euro’dur. Oraya sadece Müslümanlar gidebilmektedir. Oysa buraya şifa bulmak isteyen herkes gelecektir. Çünkü Kuran’da da Tanrı Asklepios peygamber Lokman Hekim olarak anlatılmaktadır. Bu konudaki görüşler ve tartışmalar için sizlerin Asklepios rolüne girmenizi ve benimle burada Asklepios olarak konuşmanızı öneriyorum. Kimler Asklepios olmak istiyor? Asklepios olmak isteyenler kendi kimliklerinden soyunup Asklepios olarak konuşsunlar. Bu role girmek istemeyenler lütfen sessiz olsunlar. Bunun için bir psikodrama yapacağız. Benim söylediğim cümleleri tekrar ederek Asklepios rolüne girmeye çalışın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>“Ben yılancı (ofiyukus) takımyıldızıyım. Yay ve Oğlak Burçları arasında yer alırım. Babam Apollon annem Koronis’tir. Annem bana hamileyken İskius’a âşık oldu. Onunla seviştiğini o zamanlar tüyleri beyaz olan karga babam Apollo’ya yetiştirdi. Apollo halam Artemis’ten annemi öldürmesini istedi. Artemis annemi yakarken kargaların tüyleri simsiyah oldu. Tanrı Hermes son anda beni yanmaktan kurtardı, annemin karnından aldı. Yaralı bir bebektim. Beni büyütmesi için yarısı at yarısı insan olan Centaur Chiron’a verdi. Centaur Chiron bana hekimliğin sırlarını öğretti. Ölümsüzlüğe çare bulduğum için Hades bana kızdı ve beni Zeus’a şikâyet etti. Zeus yıldırımlarıyla beni öldürdü. Babam Apollo bu durumu kabullenemedi, beni diriltti ve Tıp Tanrısı yaptı. Baston, yılan, horoz, köpek ve tas bana ait sembollerdir. Baston uzun ömrü, yılan şifa gücünü, horoz uyanıklık, dikkat ve sağlıklı olmayı, köpek mucizevî şifayı temsil eder; tasım zehiri belli ettiğinden gümüştür. Cerrahi Tanrısı Machaon, nekahatin sembolu Telesphore, Hipokrat sülalesinin ilk temsilcisi Hippocan benim oğullarım, sağlık tanrıçası Hijyen, tüm hastalıkların iyileşmesi için her derde deva olan Panaecea benim kızlarımdır. Başka bir zaman diliminde yeryüzüne inerek i nsan kılığında dolaştım. O zamanki adım da Lokman Hekim’di.</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>Doktor Murat Kemaloğlu</strong></p>
<p><strong>28 Mayıs 2009</strong></p>
<p><strong>Bergama</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhbilimokulu.com/yazi-soylesi/asklepiosun-cagrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

