Şizofreni genç yaşta başlayan ve ömür boyu tedavi hizmeti veilmesi gereken bir hastalıktır. Düzenli psikoterapi hizmeti alan şizofreni hastalarının ilaç dozları daha düşük olur. Hastaneye yatışları azalır ve hayat kaliteleri de daha yüksek olur. 1990lı yıların ilk yarısında Türkiye’ nin bir çok ilinden 20-30 yaşlarında şizofreni hastası olan aileler bana gelmeye başladı.
Ailelerin ortak yakınmaları şuydu: “ Doktor bize bir çare bul. Biz oğlumuzla aynı evde yaşıyamıyoruz. O tek başına da yaşıyamıyor. Hastaneler ancak iki –üç hafta alıyorlar.”
“Oğlum çok yüksek dozda ilaç almasına rağmen bana parmak atıyor, annesine tecavüz etmeye çalışıyor, balkonda çırılçıplak dolaşıyor . Ne yapacağımızı şaşırdık,” diye yakınıyordu bir baba.
“Oğlum on yıldır yüksek doz ilaç almasına rağmen öldürüleceğim korkusu yüzünden odasından çıkmıyor. Gitmediğimiz profesör kalmadı, bize bir çare bulun,” diye yakınıyordu bir anne.
Evinde çöp biriktirenler ve daha bir çok çeşitli tablolarla müracaatlar olunca bir çare üretmek zorunda kaldım. Bu ailelerin uzak yerlerden psikoterapi için haftada bir Antalya ya gidip gelmeleri
bir ailelerin ihtiyacını karşılayacak bir çözüm olamazdı. Burada iki yıldızlı bir otelimiz var. Oğlunuz bu otelde kalsın ve bana analitik tedaviye gelsin. Şimdiye dek ilaç tevdileri almış, elektro kovulsif tedavi görmüş ama analizden geçmemişlerdi. Birçok aile bu teklifimi kabul etti ve bu hizmetden yararlandı. Otel personelini şizofreni konusunda bilgilendirmem ve hastalarınbana düzenli analize gelmeleri sonucunda daha düşük ilaç dozlarıyla çok daha kaliteli bir yaşama kavuştu bir çok kronik şizofreni hastası. Bu arada kaçak hastane çalışırmakla suçlandım ve Ankara’dan Sağlık bakanlığı ruh Sağlığı Daire Başkanı otele geldi. Kaçak hastane diye oteli kapatmak istedi. Yetkiliye orasının bir hastane olmadığını , iki yılşdızlı bir ptel olduğunu,
gelen müşterilere de “Kusura bakmayın şizofrenleri otele kabul etmiyoruz denmediğini,” söyledim. Oteli kapatarak işsiz sayısını arttıracaklarını oysa sağlık bakanlığının işsiz sayısını
azaltmaya çalışması gerktiğini bakan Yıldırım Aktuna ‘ya iletmesini rica ettim. Zamanla bütün şizofrenlerin bir otelde kalması gerekmediğini, isteyen şizofreni hastasının istediği otelde kalabileceğini insanlar öğrendi. Yeni çıkan ilaçlar hastaları aileleriyle daha uyumlu yaşayabilir kıldı. Türkiye’nin bir çok ilinde Şizofreni dernekleri kuruldu. Aileler ve hastalar bu derneklerden yararlanmaya başladılar. 1990 lı yılların sonuna doğru Türkiye ‘deki şizofreni hastası olan ailelerin bana acil ihtiyaçları kalmadı. Şimdi zaman zaman yunus terapisine gelen şizofreni hastalarım oluyor.
Analiti,k grup tedavisi yaparken bir şizofreni hastasını gruba aldım. Grup da delirme korkusu yaşayan fobik hastalar vardı. Beni “Bu şizofreni hastası gruba gelirse grubu terk ederiz “diye
tehdit ettiler. Ben de onlara “Şizofrenisi olan bu hastamın iyileşmesi grubun dağılıp dağılmamasından daha önemli” dedim. Tehditlerine boyun eğmedim. Grup devam etti. Delirme korkusu olan
hastalrın hepsi de bu korkudan kurtuldu. Eğer şizofreni hastasıyla aynı grup çalışmasını sürdüremeselerdi delirme korkularıyla yaşamaya devam edeceklerdi.

500 Euro İndirim 2012 Yunus terapisi için rezervasyonunuzu ve ödemenizi erken yapın, 500 Euro indirimden yararlanın.