Perde kapandı. Oyun bitmişti seyirciler öfke, kızgınlık, çaresizlik, suçluluk biraz da sevinç gibi karmaşık duygular ile oyuncuları uzun süre ayakta alkışladılar kadere bir çelme atılmış mutlu sonla bitmişti. Seyirciler birbiriyle oyunu kritik ederek salondan ayrılmaya başladığında perde bir daha açılmadı. Sahne arkasında oyuncular oyundaki rollerinden birer birer gerçek rollerine dönerlerken keşke her şey bir tiyatro olsaydı diye düşündüler

DÖNDÜ:  5 kızın en küçüğü . Anne son olarak bir erkek çocuk olur diye hamile kalmıştı. Dokuz ay eşi ve kayınvalidesi tarafından el üstünde tutulmuş bir dediği iki edilmemişti. Döndü’nün annesi hamile kaldığı zamanlarda insan yerine konulmuştu. Bu saltanat bebek doğana kadar devam ederdi. Aile o kadar emindi ki erkek çocuk geleceğine bebek doğduğunda son anda döndüğü için bebeğin adını DÖNDÜ koymuşlardı.

ARSLAN.  Kültürlü bir ailenin tek çocuğu idi. En iyi bir çocuk yetiştirebiliriz diye 2. Çocuğu hiç düşünmemişlerdi . Çocuklarının cinsiyeti çok önemli olmasa da Arslan doğduğunda erkek çocukları olduğu için içlerinde bir sevinç dalgası kabarmasına da engel olmadılar.

PERİ: Tiyatronun en genç, en güzel, en karmaşık kızıydı ailesi çok zengindi. Peri ve çocukları ömür boyu çok rahat yaşayabilirlerdi. Dede 9 kuşağa yetecek kadar birikim yapmış baba da bu birikimi doğru değerlendirerek bir o kadar arttırmıştı.

DURSUN:  6 çocuğun en büyüğü olan Dursun’un ailesi tek çocukları olmasını istedikleri için ilk çocuğunun adını Dursun koymuşlar ancak 5 tane daha çocukları olmuştu.

UMUT:  Boncuk boncuk gözleri, sedef hastalığından benek benek cildi ile yönetmenin çocuğu Umut daha 9 yaşında Tiyatronun maskotu, çırağı. Herkes Umut’u sever koru kollardı.

Tiyatro dışındaki hayatları ve rolleri bazen birbirine karışır bazen kim olduklarını nerede olduklarını unuturlardı. Hepsi alkışlanmayı çok severlerdi.

Yeni oyun için roller dağıtılırken bu kez sanki herkes daha heyecanlı idi. Hem bu oyunda Umut da oynacaktı . İlk kez sahnenin tozunu attıracak alkışlanacaktı. Tiyatro eğitimi için daha yaşı küçüktü ama yürümeye başladığından bu güne sahne önünde ve arkasında tozları kaldıran Umut değil miydi.?

Tiyatro ciddi ekonomik kriz içinde idi .Bu sene hiç oyun sergileyememiş, oyuncular kendilerine başka işler bulmak zorunda kalmışlardı.Tiyatro binası Pelin’in babasının olduğu için bu sene kira ödemiyecek  olmaları büyük şanstı. Bu nedenle Yönetmen Arif Peri’ye karşı borçlu hissederdi.  İyi bir oyuncu olduğunu da düşünerek bu oyunda başrolü Pelin’e vermeyi  düşünmüş onun rahatça altından kalkabileceği bir eser bulmaya çalışmıştı. Ekip arkadaşlarının da onayı alınca provalar başladı.

2ay süren provalar da tiyatroyu oyuncu olarak ne çok özlediklerini düşünüp seyirci ile buluşacakları güne heyecanla hazırlanıyorlardı. Umut’un performansı herkesi mutlu ediyordu. Vuslat bu gece idi.

 

SAHNEDE PERİ, DURSUN, DÖNDÜ, ARSLAN VE UMUT

Mutlu bir aile tablosu ve arkadaşlar ile yenilen yemek pandemi sonrası ilk karşılaşma

 

(Peri, Dursun, Döndü, Arslan yemek masasında yemeklerin birazı tüketilmiş.  2. kadehler kalkma üzere. Umut yemeğini bitirmiş halının üzerinde oyuncakları ile oynuyor.)

 

PERİ: Ne iyi oldu bu akşam buluşmamız özlemişim. Çok uzun zaman oldu. Pandemi, Corona insanının kendisiyle bile görüşmesini güçleştirdi sanki kendimden bile şüphe eder oldum diye kadehini kaldırdı.

 

DURSUN: Haklısın hayatım sofra ve yemekler harika eline sağlık. İyi düşündün (kadehini kaldırır arkadaşlarına dönerek ) iyi ki geldiniz.

 

DÖNDÜ: Teşekkür ederim aslında birbirimize çok yakın olmamıza rağmen Peri’nin de söylediği gibi kendimizle bile görüşemedik. İyi ki geldim. Bende özlemişim sizleri, dostlarla sohbeti. Kadehini kaldırırken (Arslan’a  baktı hoşlanıyor muydu acaba? Yoksa 1 yıldır görmediği için mi şu anda onu yakın hissediyordu. Arslan’da bu akşam sanki biraz dalgın ağzında bir şeyler geveliyor gibi ister misin ilan-ı aşk etsin ) diye düşündü.

ARSLAN: Bende teşekkür ederim. Ancak Döndü ve Peri’ye katılmadığımı da belirtmek isterim. Pandemi döneminde, bu bir senede en çok kendimle görüştüm ben. Kendimi çok ihmal ettiğimi, kendimle tanışmadığımı, neleri sevip sevmediğimi, ölçtüm, biçtim ve hiç tanımadığım Arlan ile tanıştım. Aslında bu Arslan’ı herkesle tanıştırmak istiyorum. Sizlerin yeni Arslanı sevip, kabul edip etmeyeceğinize yönelik tereddütlerim ve korkularım nedeniyle henüz tam da karar veremedim. Hadi şerefe, dostluğa, sevgiye diyerek kadehini kaldırdı. Bardağın yarısına kadar dikti kafasına.  Peri, Döndü ve Dursun kadehlerinden birer yudum alırken gözleri  Arslan’da  bir dikişte bardağı yarılamış olmasına şaşırmış  Arslan’ın  anlatacağını  merakla bekliyorlardı.

UMUT halının üzerinde kendi kendine oyuncakları ile oynuyor büyüklerin ne konuştuğu ile ilgilenmiyordu. Uzay araçları, arabalar, taksi kamyon ve sürücüleri ile yarışlar yapıyor bebekleri birbirleri ile konuşturuyordu  onlar da koyu bir sohbete dalmışlardı. Umut’un taksi şöförü bebeği, yolcu bebek ile kavga ediyor ve Umudun sesi yükseliyordu. Masadakiler ne oluyor dercesine aynı anda Umut’ a döndüler. Umut  büyüklerden habersiz kavgasını sürdürüyordu.

TŞB: Sen ne dedin? Ne biçim konuşuyorsun benimle? Seni hiç böyle bilmezdim, aylardır senden bir açıklama bekliyorum.

YB: Niye kızıyorsun? Ne dedim ki ben? Sadece sana duygularımı anlatıyorum ve biraz zaman istiyorum.

TŞB. Sus daha konuşuyorsun! sen beni ne sanıyorsun?

YB: Sen benim en sevdiğim arkadaşımsın. Seni seviyorum.

TŞB:  Sanki uçar gibi yolcu bebeğin üzerine atladı .Umut TŞB yi ısırıyor,elini kolunu koparmaya çalışıyor,koparamayınca Yolcu bebek ile vuruyor, vuruyor ,vuruyordu kıpkırmızı olmuştu. Öfkeden bağırdığını ailesinin de onu izlediğinin farkında değildi.

Arslan şaşırdı. Ne diyeceğini bilemedi. Yerinden kalktı Umut’un yanına geldi. Umuda sarıldı’’ her şey yolunda’’ dedi.  Umut’un elinde onun aldığı oyuncak bebek vardı onu taksiye yolcu yapmıştı. Yemek masasına Umudun bebeği ile döndü. Bardağına rakı koydu bir yudum rakıdan bir yudum sudan aldı. Sandalyesine sırtını rahatça dayadı. Bebeği masaya oturttu onunda önüne bir rakı bardağı koydu. Bu bebeği Umuda ben almıştım oda bebeğin adını Arslan koymuştu. Bu sabah beni arkadaşımla tartışırken görmüş sanırım bu durumdan etkilendiği için bebekler tartışıyordu.

Taksi şoförü de Emin. Emin onun bir yıldır hayat arkadaşı idi ve o gün tiyatronun önünde tartışmışlardı. Emin Arslan’dan ayrılmak istediğini söylemişti. Tiyatroya gelirken Arslan sevgisini anlatmaya çalışmış ama ikna edememişti. Arabadan inince her zaman olduğu gibi Emin’i öperse barışırlar diye düşünmüş ama Emin çok sert vurmuştu. Hatta dudağı kanamış kulise girmeden hemen önce elini yüzünü yıkayıp arkadaşlarına bir şey belli etmemeye çalışmıştı. Umut’un gördüğünden haberi yoktu.

Bu pandemi döneminde hayatı ne kadar değişmişti ve bunu kimseyle paylaşamamıştı. Emin’le de bu nedenle tartıyorlardı sık sık. Emin Arslanın yeni kimliğini kabul edemediğini ve arkadaşlarından gizlediğini biliyor ve hazmedemiyordu. ‘’ya olduğun gibi görün, yada göründüğün gibi ol’’ ‘’kendine, arkadaşlarına itiraf edemediğin sürece bana görünme ‘’ demişti.  Bu akşam yemeği fırsattı Arslan arkadaşlarına anlatacaktı ama Umut hızlı bir giriş yapmıştı. Şimdi nasıl toparlıyacaktı. En iyisi  Umut’un kaldığı yerden devam etmekti. Arkadaşları merakla bekliyorlardı.  Arslan kimse ile tartışamaz.Bir karıncayı bile incitmeyen Arslan  Umudu da etkileyen bu kadar önemli ne anlatacaktı .

Arkadaşlarının yüzüne tek tek baktı ve

ARSLAN:  Evet  ben erkeklerden hoşlanıyorum.( odaya bomba düşmüş etkisi  yaptı). Döndü kızardı ‘’ne bekliyordum ne oldu ‘’diye düşündü. Peri ve Dursun ne var bunda derken (Umudun olaya ne kadar katıldığını merak ettiler ve bakıştılar.) Emin’i görene kadar bende farkında değildim diye devam etti Arslan. Bu güne kadar hiç kız arkadaşım olmadı hiçbir kızın elini tutmadım çok da dert etmiyordum. Günlük hayat koşuşturması, hengamesi içinde özel bir ilişkiye zamanım yok, doğru kişi gelince kendiliğinden aşk beni bulur. Bende aşk denizinde boğulurum diyordum. Pandemi de eve kapanınca kendimi sorgulamaya başladığım dönemde Emin ile tanıştım. Memleketten yeni gelmiş kalacak yeri yoktu. Ailem bana uğramasını söylemiş. Ürkek, utangaç ama bir o kadar kararlı biri idi. Gördüğüm anda kalbim farklı atmaya başladı.Ben bile şaşırdım. Karşımdaki bir erkekti.  Memleket özlemidir dedim geçiştirdim. Sevinçle içeri davet ettim. Onunla iken istemsiz gülüyor kalbimin atış hızını normale indiremiyordum. Emin bana önce neden geldiğini anlattı.

(EMİN: Ben kadınlardan hoşlanamadım. Sevemedim.Hep bir kardeş, bacı gibi baktım hiçbir kadın kalbimi çalmadı. Kasabada bir çocuk vardı onu görünce kalbim deli gibi atmaya başladı. Korktum ve hemen kasabayı terk etmeye karar verdim. Annen teyzemin komşusu imiş. Teyzem benim kasabadan ayrılacağımı söyleyince senin ailen adresini vermiş teyzeme. Bir süre idare ederler demiş. Birkaç paket de götürür annesinin yemeklerini özlemiştir oğlum .Giderken uğrasın alsın demişler.) dedi

ARSLAN: Eminin anlattıkları karşısında şoka girmiştim. Aynı şeyleri hissediyor ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum. Bir süre sonra takside şoförlük yapmaya başladı. Ekonomik olarak bana yük olmuyor hatta sen sanatçı adamsın her işte çalışamazsın ben çalışırım tiyatrolar başladığında beni bedavaya tiyatroya götürürsün diyordu.Ben evde iken o gelecek diye yemek yapıyor geliş saatinde masayı kuruyor rakı kadehlerini de ihmal etmiyordum. Bir gece iyice içtim cesaretimi topladım ve ona duygularımı açtım.

(EMİN: Biliyordum ama senin söylemeni bekledim. Beklemek benim içinde zor oldu. Bende senden hoşlanıyorum .Bunu sana ilk ben söyleyemezdim senin kendini fark etmen, kabul etmen benim için önemli idi )

ARSLAN : O gece uzun uzun konuştuk.Emin’in o kadar kültürlü kendini yetiştirdiğini de ilk o gece fark ettim. Annem acaba beni biliyormuydu da Emin’i özellikle mi bize gönderdi diye de merak ediyorum. Bir ay aynı evde kaldığımız halde Emin’İ tanımadığımı düşündüm. Ancak  25 yıldır kendimi de tanımadığımı da itiraf etmem zor oldu. .Kendimle ve aşk ile yeni tanışıyordum. Emin benim hayat arkadaşım olmuştu. Her şey çok güzeldi.  Emin gizlenmek istemiyor sizlerle de tanışmak istiyordu çünkü her gece sizleri anlatıyordum. Bu günde tartışmamızın nedeni buydu. Umuda teşekkür ederim. Eğer o şekilde konuya girmese belki asla anlatamazdım bu gece.

Masada herkes şaşkındı. Biraz hayal kırıklığı, biraz tedirginlik yerini sevgiye bıraktı nede olsa yıllarca aynı sahnede çok şeyler paylaşmışlardı. Döndü muzipçe gülümsüyordu. Biraz rakıdan, biraz önce Arslan için düşündükleri nedeniyle. O zaman bu gece itiraf gecesi olsun diye atıldı. Herkes bir şey itiraf etsin şimdi sıra bende dedi. Yaşasın rakı kardeşliği diye küçük bir kahkaha attı kimseden bir onay beklemeden direk konuya girdi.

DÖNDÜ: Biliyorsunuz ben tekne kazıntısıyım. Hem de ne kazıntı. Acı bir gülümseme düştü yüzüne ama hemen kovdu acı veren düşüncelerini. Ailem tanrı Zeus beklerken.  Erkek olsaymışım beni gerçekten evin tanrısı yaparlardı ’’içini kanatan küçük bir kahkaha daha attı’’ Ben Hera olmayı seçtim. (Hera oldukça ilginç bir tanrıçadır. Bunun sebebi ise kesinlikle korkutucu denebilecek kadar güçlü karakteridir.) Tam bir hayal kırıklığı idi dünyaya gelişim. Annem beş çocuktan sonra bir daha cesaret edemedi. Babam ,babaannem kendini kandırılmış hissetmiş. Dokuz ay kraliçe gibi davrandıkları annem köle İsaura olmuştu. Ağzıyla kuş tutsa nafile. Babam boşanmadığı için şükrederek yıllarca köleliğe devam etti annem. Kimin suçu idi erkek bebek gelmemesi? Benimdi tabi ki son dakika dönmüştüm. Erkek yerine kız olduğum için en büyük ihaneti kötülüğü anneme ben yapmıştım. Dönek birisiydim asla güvenilmez ucube bir bebek. Annem bana bakmadı sütünü bile vermedi. On beş yaşındaki ablam Melek bana annelik etti. Beni erkek çocuk gibi giydirirse, erkek çocuk gibi büyütürse, küfür etmeyi, dövüşmeyi öğretir erkeklerle oynamama izin verirse belki tekrar erkek olurdum. Zaten önceden erkekmişim ve dönmüşüm ya belki yine dönerdim. Melek ablam çok uğraştı benim erkek gibi olmam için ancak bu kadar oldum. Elimde sigara, rakı kadehi dilimde küfür erkeklerin yere düşürdükleri kelimelerin toplamı oldum. İtiraf ediyorum ben ne erkek ne kadın oldum. Biraz biraz ikisinden de var. Hem erkeklerin hem kadınların  tadına bakmayı  seviyorum. Oh be söyledim işte diye sandalyesine yaslandı.

Dursun ve Peri şoktan şoka giriyorlardı. Yıllardır birlikte oldukları tanıdığını sandıkları arkadaşlarını bu gece tanıyorlardı. Ne diyeceklerini nasıl davranacaklarını bilmiyorlardı. Olsun bu arkadaşlarını da sevmişlerdi. Arkadaşları bu kutsal gecede onlardan da iyi bir itiraf bekliyorlardı. Var mıydı?  Birbirlerine baktılar onlarda anlatabilir miydi?  Yıllarca sakladıkları sırrı arkadaşları ile paylaşabilirler miydi? Üç kişilik bir sırdı güvenebilirler miydi?  Peri hadi bizde anlatalım der gibi göz kırptı .

DURSUN:  bizim de bir itirafımız var. ( derken Peri Umut’a baktı.)

PERİ: Ben Umut’u yatırayım.

(Oğlunu sevgiyle kucağına aldı. Öptü kokladı. Umut annesinin şefkatli kollarında hemen gözlerini kapadı. Peri oğlunu odasına götürüp yatırdı. Oyuncakları topladı. Masaya otururken masadaki oyuncağı okşadı)

PERİ:  Bu gecenin kahramanı (diyerek  rakısını tazeledi. )

Dursun’a sevgiyle bakıp hadi başla dercesine başıyla onayladı.)

DURSUN:  Peri ile üniversitede tanıştık ilk görüşte aşık oldum. Gerçekten adı gibi Peridir benim karım. (Masanın üzerinde  elini sıkıca tuttu minnet ve sevgiyle baktı.) Herkese iyilik yapar, dertlinin, evsizin, parasızın, kimin sorunu var ise elinden geldiği kadar çözer. Bu güne kadar çözemediği bir şey yok. Benim sorunumda Peri’ye olan aşkımdı. Bana imkansız geliyordu . Onun ailesi ve benim ailem arasında uçurumlar vardı. Ateş böceği gibi onun etrafında uçuyor peri kanatlarına zarar vermemek için de yaklaşamıyordum. Peri’den başka herkes biliyordu ona nasıl aşık olduğumu. Aslında Peri’de biliyormuş ve içten içe beni beğeniyormuş ama benim de ne kadar sağlam pabuç olduğumu görmek istemiş.  Az koşmadım peşinden. Son sınıfta son şansımdı. Bir gün Peri ‘’hadi  ama beni mezuniyet partisine götürmeyecek misin’’ dedi. Perinin eli bana da değmişti. ‘’Çok bekledim çok şey kaçırdık artık birlikte yola devam edelim mi’’ diye bana sordu. Elini bana uzattı bir daha hiç bırakmadık ellerimizi. Peri’nin babası başta karşı çıktı. Zamanla beni tanıdıkça sevgimi gördükçe o da onay verdi evlendik. Yıllarca çocuğumuz olmadı çok denedik. Doktor doktor dolaştık bir türlü çocuğumuz olmuyordu. Ben çocuk sahibi olamıyordum. Ayrılmayı teklif ettim Peri çok iyi bir anne olabilirdi. Peri şiddetle karşı çıktı. Kayınpeder benim çocuk sahibi olamayacağımı öğrenince baskı yapmaya başladı torun istiyordu. Haklıydı da. O kadar malı mülkü kime bırakacaktı. Dizlerinde torun zıplatmak, şımartmak istiyordu. Peri benden ayrılıp çocuk sahibi olabilirdi oda torununa kavuşurdu. Peri çok karşı çıktı. Artık onun da direnci kırılmaya başlamıştı. Peri bir ailesine, bir de bana kıyamazdı. Şimdi Umut hepimizin pabucunu dama attırdı.

Döndü ve Arslan şaşkın ve soran gözlerle dinlemeye devam ediyorlardı. Kadehler dolduruldu. Dursun derin bir nefes aldı.

Peri bir akşam ‘’ayrılalım ben çocuk sahibi olunca yeniden evleniriz’’ dedi. Önce bana da mantıklı geldi. Perinin anne olmasını engelleme hakkım yoktu. Ya Peri’yi sonsuza kadar kaybedersem. Peri benimle evliyken hamile kalabilirdi. Tüp bebek. Sperm bankası gibi seçenekler vardı. Bu kez doktorlara bunun için gittik ama doktorlar bu kez Perinin gebeliği kaldıramıyacağını söylediler. Taşıyıcı anne buluruz dedik. Ancak Türkiye’de Pelinin ailesinin mal varlığı düşünülünce çok tehlikeli geldi. Uzun uzun düşündük. Dünyanın hava kirliği,küresel ısınma, kıtlık gibi bir sürü tehdit altında olduğunu ve çocuğumuzun bu tehlikelerle  savaşması gerekeceğini de hesap edince biz dünyaya yeni bir çocuk getirmektense dünyaya gelmiş bir veya daha çok çocuğa dokunalım istedik. Bu düşünce bizi biraz rahatlattı. Kayınpeder engel çıkarmaz ise doğru bir karar vermiştik. O sıralar Peri babası kabul etmese bile çocuk sahibi olmakta ısrarcı idi. Kayın peder düşüncemizi onayladı hatta çok da mutlu oldu tek şartı vardı bebek olacaktı. Onu biz büyütecektik.

Bu kararımızı benim aileme de söylemek için annemlere gitmeye karar verdik bir hafta sonu. Benim ailemin  karşı çıkmayacağından emindik. Eve girdiğimizde bir bebek emekleyerek Peri ye doğru adeta koşuyordu. Perinin eteklerine yapıştı kollarını açtı beni kucağına al der gibi. Hiç beklemediğimiz bir manzara idi kardeşlerimin de bebeği olmamıştı yakın zamanda. Komşusu anneme 1 kaç saatliğine emanet bıraktı diye düşündük. Annem elinde biberon ile odaya geldiğinde bebek Peri’nin kucağında uyuyordu. Annem şaşkın ve sevinçle ‘’şükür uyumuş’’ dedi. Günlerdir ne mama yiyor ne uyuyormuş. Ağlamıyormuş da mahsun mahsun bekliyormuş. Annem demek Peri’mi bekliyormuş yavrucak deyip ağlamaya başladı. Bebeğin annesi doğum da ölmüş. Baba da ben çocuk bakamam diye bırakıp gitmiş. Bebeğin ne adı, ne nüfusu çıkartılmış. Annem sabiyi çocuk esirgeme kurumuna da bırakamadım biraz büyüsün öyle veririm diye düşünmüş .Çok da alıştım. Ben bakarım ama çok da yaşlandım ölürsem yine sokakta kalacak yavrucak diye ayrıca üzülüyordu annem.Peri ağlayarak annemin ellerini öptü . Bana bir Dursun’u bir de Umut’u verdin dedi. Annem şaşkın’’ Umut kim? ‘’kızım ne diyorsun derken ben de olayı anlamaya başladım. Umut Perinin kucağında, o bizim bebeğimizdi. Sonra anneme niçin geldiğimizi anlattık. Biz bebeğin hayatına dokunmayı isterken Umut bizim hayatımıza doğmuştu bir güneş gibi.

Tam bu sırada umut gözlerini oğuştura oğuştura geldi. Ne kadardır orada idi ne duydu kimse  farkında değildi. Umut arkasında sakladığı bir yaprağı çıkardı. Önce annesine verdi yaprağı tutmasını istedi.Peri şaşkın ve beceriksizce tuttu yaprağı. Umut annesinden yaprağı narince alıp bu sefer babasından tutmasını istedi. Dursun da aynı şaşkın ve beceriksizlikle aldı yaprağı bir süre tuttu elinde.  Umut babasından aldığı yaprağı ortadan ikiye böldü. Bu kez yarısını annesine diğer yarısını babasına verdi yeniden tutmalarını istedi. Kendiside tam ortalarına girip boş olan ellerinden tuttu. Her ikisine sevgiyle baktı. Masadakiler ayılmış Umuda bakıyorlardı ne yapacağını anlamaya çalışıyorlardı. Dursunun anlattıklarını duymuş muydu. Umudun yüzünden bunu anlamak mümkün değildi. Umut Ortadan ikiye böldüğü yaprakları Peri ve Dursunun elinden alıp iki minicik elinde yan yana tuttu.

İki yarım yaprak ayrı iken çok anlamlı değil idi ama birleşince muhteşem oldu.

İŞTE  AŞK BU!  DİYE HAYKIRDI. İKİ YAPRAĞIN BİR OLMASI.

 

 

Tüm oyuncular el ele seyircilere selam verdiler. Seyirciler oyunu beğenmişti en çok da Umut beğenilmişti. En çok Umudu alkışladır. Son kez perde açıldığında Umudu  sahnede yalnız bırakmışlardı..

 

PERDE KAPANDI VE BİR DAHA AÇILMADI

Yönetmen hışımla sahne arkasına geldi yüzü kıpkırmızı, gözlerinden alev fışkırıyordu öfkeden kesik kesik konuşuyordu.

YÖNETMEN. Ne yaptığınızı sanıyorsunuz 2 aydır prova yaptığımız  oyun mu bu? Sahneyi kendi oyun alanınıza çevirdiniz. Neymiş.., itiraf gecesi. Durdunuz durdunuz bu gecemi birbirinize itiraf edeceğiniz tuttu. Hem de onlarca insanın önünde. Seyirciler ne izlemeye geldi izledikleri ne oldu. Allahtan oyun sandılar gerçek diye düşünmediler. Biraz sakinleşir gibi olunca yarın tekzip yayınlar doğaçlama yaptığımızı planlandığı gibi bir gece olduğunu yazarız seyirciler memnun ayrıldı. Umut sende sonu iyi bağladın aferim oğlum diye başını okşadı.

-Allah aşkına  kimin aklına geldi bu gece böyle bir oyun oynamak .

-Yazarı kim telif ödemek zorunda kalmayalım .

-Bir an gerçek sandım yüreğime iniyordu benim ekibimde bir gey, bir kadının da erkeğinde tadına bakan tuhaf bir insan ,zengin ama çocuk kaçırmış bir çift. Kim yazmış yazarı tebrik edeceğim. Bir sonraki oyuna davet edelim.

ARSLAN :Oynamadık benim söylediklerim gerçekti

DÖNDÜ:  O tuhaf insan da ben oluyorum

UMUT: Bende bende diye atıldı .Arslan amcaya o taksi şoförü gerçekten vurdu..( o sırada Emin gelir)

İşte bu amca vurdu …

Emin  Arslanın yanına gelip yanağına bir öpücük kondurdu.

YÖNETMEN (öfkeden bağırıyordu artık seyircide gittiğine göre hadlerini bildirmeliydi burası onun sahnesiydi. ) Hemen burayı terk ediyorsunuz. Umut sende doğru eve derslerine çalış. Artık tiyatro sana yasak.

UMUT: Ama okullar kapalı ( Diyecek oldu)

Babası öfke kızgınlık ile eliyle kapıyı gösteriyordu. UMUT ÇARESİZCE ÇIKTI.

 13 Toplam okunma,  1 Bugünkü okunma