Aşure kulaktan dolma bilgilerimize göre Nuh tufanının son günlerinde gemi ambarında kalan tüm malzemelerden yapılan bir aş. Nuh tufanı semavi dinler tarafından kabul gördüğüne göre acaba onlarda da aşure veya benzeri bir yemek pişirme geleneği var mı?

Bizim kültürümüzde evde pişirilen aşure, pişi veya bişi ve helva üzerine yüklenen bir kutsallıkla özel günlerde komşulara ve eşe dosta da dağıtılmak üzere bol miktarda pişirilen yemeklerdir. Alanlar da Allah kabul etsin demeği ihmal etmezler, bu da arkasında bir niyet olduğu, bu amaçla yapılıp dağıtıldığı anlamına gelebilir mi? Yoksa bir dil alışkanlığı mıdır?

Kimi yörelerde bişi, kimi yörelerde pişi dediğimiz un ve sudan yapılan bu hamur işi hayır niyetiyle kandillerde kandil simidinin pastanelerde ticari bir meta olarak yerini almasından önce evlerde yapılarak konu komşuya hatta sokaktan geçenlere de dağıtılırdı.

Helva ise tereyağında kavrulan irmiğin üzerine şeker ilavesiyle hazırlanan ve ölünün arkasından dağıtılan hemen hemen her evde bulunan temel gıdalarla hazırlanan, zaman zaman içerisine kişmiş de denilen kuru üzüm veya genellikle de çam fıstığı ilave edilen bir yemektir.

Bu her iki yemek de adildir ve hemen hemen her evde bulunabilen temel gıda maddeleri olan un, yağ, şekerle yapılır, tek farkı yapanın el lezzetidir.

Ya aşure öyle midir? Aşure hiç adil değildir, evde ne varsa kullanılır fakat her evde olan çok farklıdır.

Aşurenin özü gendimedir. Kimi yörelerde yarma olur ama şimdilerde paketlerin üzerinde “aşurelik buğday” yazdığı için çok değil bir nesil sonra gendimeyi hatırlayan kalmayacak ve kültürümüzün simgesi olan bir isimde kaybolup giderken beraberinde yokluk günlerinin simgesini de götürmüş olacaktır. Anadolu’da özel günlerde pişirilen özel yemekler gendimeden yapılır aslında keşkek, ayran aşı vb.

Aşure dışarıdan bakınca ailenin alışkanlığına bağlı olarak ya kıvamlıdır veya değildir, üzerine genellikle tarçın serpilir kültürümüzde tüm tatlıların üzerine serpildiği gibi. Mevsimi ise bazı aileler nar taneleri koyarlar, aslında aşureye koyulan tek taze üründür, üzüm tanesi koyulduğunu da görürdük ama genellikle tarçın ve nar taneleri koyulurdu. Aslında her ikisi de kan şekerinin kontrolünde kullanılan 2 üründür. Şeker hastaları iyi bilirler, acaba bir tesadüf mü?

Aşure çocukluğumuzda annemizin mutfağından çıkan yemeklerin dışında ilk tattığımız komşu yemeğidir de. Annemizin yemekleri bizim için dünyanın en lezzetli yemekleridir, başkasını bilmediğimiz, tatmadığımız için. İlk karşılaştığımız ve ilk kez mukayese edebileceğimiz bir yemektir de aşure çünkü aşure ayında birçok komşudan gelecektir ve siz de göndereceksinizdir.

İlk kaşığı aldığınızda gelen evin bütün sırlarını kaşıkta ve damağınızda hissetmeğe başlarsınız. Ne kadar gendime, ne kadar fasulye ne kadar nohut var? Ben hep fındık içini arardım, halada ararım. Fasulye, nohut, incir, kişmiş, kuru üzüm, kayısı, erik kurusu, gül

Ahmet Bedii Salman

suyu, karanfil… Ceviz içine konmazdı ama üstüne ceviz döverek serpilirdi veya fındık. Fındık bulmak daha kolaydı, kabuklu fındık kırılır genellikle içine veya havanda dövülerek üstüne de ilave edilirdi ama ceviz her zaman her yerde bulunmazdı. Şaşırdınız biliyorum. Yirmi yıl öncesine kadar manavlarda patlıcan, domates, salatalık sadece ve sadece yaz aylarında görülürdü, ilk çıktıkları zaman turfanda denir ve fiyatları el yakardı hatta doğuya, güneydoğuya günler sonra gelir, daha sonra bollaşır ve de ucuzlardı. Şimdiki gençlere anlatsanız anlamakta zorluk çekerler tıpkı cevizin bulunamadığını söylediğim de sizin yaptığınız gibi. Paket halinde kuruyemiş bakkalda satılmazdı çünkü yoktu. Bizim kuruyemişimiz ay çekirdeği ve leblebiydi.

Aşureyi Nuh tufanından bu yana bildiğimiz ve yaptığımız bir yemek olarak düşünürseniz yokluk ve savaş yıllarında nasıl yapıldığını tahmin edebilirsiniz. Bolluk ve zenginlik bu ülkeye hatta dünyanın büyük bir bölümüne 1950 den sonra gelmiştir. Dünyanın yarısından büyük bir bölümü o günleri hala yaşamakta, işte bu nedenle de atalarımız tok fakirin halinden anlamaz demişlerdir ya.

Mahalleden gelenlerin hemen hemen hepsindeki gendime; fasulye, nohut, fındık miktarı aynıdır, zengin bir komşudan gelen aşurede ise fındık, incir, kayısı, erik bol olup gendimesi, fasulyesi ve nohutu daha azdır. Çocuk aklınızla karar vermekte zorlanmazsınız, asla dilinizin ucuna getirip dillendiremezsiniz, çünkü aşurenin kutsal bir yemek olduğunu size ima ettikleri için susarsınız.

Bu binlerce yıllık geleneğimiz şimdilerde 3-5 yıllık pastane kültürü tarafından ayaklar altına alınarak, içine bir şey koymayıp sadece üzeri ceviz, fındık ve son yıllarda mutfağımızı ele geçiren Şam fıstığı parçalarıyla süslenerek cazip ve pahalı bir ticari mal olarak sunulmaktadır. Birkaç nesil sonra evlerde yapılması da unutulunca acaba pastaneler tarafından nasıl devam ettirilecek bu köklü geleneğimiz çok merak ediyorum. Tahmin etmek zor olmasa gerek, pastane veya Cafe vitrinlerine bakınca sütlaç, muhallebi, kazandibi, keşkül, aşure yerini cheesecake, tiramisu, trileçe, browniye şimdiden terk etmiş zaten, maalesef evlerimizde de.

 48 Toplam okunma,  1 Bugünkü okunma