Sahneye giriş sırası ile kişiler: Büyükbaba
Babaanne
Erkek Torun: 8 yaşlarında Torunun halası

1. Sahne

Büyükbaba tahta bir koltukta minderlerin üstünde oturuyor. Keyifle piposunu tüttürüyor. Yanında küçük bir masa üstünde gümüş bir tepsi içinde bir kadeh buzlu rakı, bir bardak buzlu su, ince dilimlenmiş tulum peyniri, iki parça kavun ve küçük boy soyulmamış yeşil salatalık duruyor. Kıpkırmızı bir gonca gül bembeyaz mermer bir vazo içinde tepsinin sağ yanına özenle konulmuş. İncir ağacının gölgeliğindeki tahta koltuktaki büyükbaba pilli radyodan cızırtılı bir sesle Zeki Müren’in ‘Bir Demet yasemin’ şarkısını dinlemekte.

Babaanne: Hikmet Bey sofranda eksiğin var mı?

Büyükbaba: Salatalığı doğramayı niye unuttun? Tam keyfim yerine gelmişti, onu da kaçırdın Münevver Hanım.

Babaanne: Kusura bakma Hikmet bey, torun aradı az önce bize geliyor.

(Torun sahneye girer ve Büyükbabanın keyifli sofrasına uzaktan bakar)

Torun: Babaanne, bana incir toplasana ağaçtan,

Babaanne: Hikmet bey çok işim var, çocuğun istediği incirleri sen toplar mısın? (Çıkar.)

Torun: Büyükbaba, ne olur bana incir toplasana…
Büyükbaba: Yemek yiyorum şimdi görmüyor musun evladım?
(Torun yalandan yüksek sesle ağlamaya başlar )
Babaanne: Hikmet bey ağlatma şunu ne istiyorsa yap. (içerden seslenir)

Büyükbaba: Münevver hanım bana merdiveni getir o zaman..

(Babaanne ofla pofla ya büyük bir merdivenle girer).

Babaanne: Hikmet bey buyurun merdiveniniz geldi ayağınıza. (Çıkar.)

Büyükbaba: Tut şu merdiveni ufaklık, koca adamı incir ağacına çıkartıyorsan bu saatte bak havada karamaya başladı.

(Torun merdivenin alt ucundan tutar büyükbaba ağaca yavaşça tırmanır) Torun: Büyükbaba bak şu daldakiler tam olmuş onları koparsana..

(Büyükbaba torunun istediği incirleri koparmak üzere hareket ederken gevrek incir dalı çat diye kırılır ve büyük bir gürültüyle yüzükoyun ağaçtan yere düşer.)

(Babaanne sahneye telaşla girer)

Babaanne: Eyvah, eyvah, 2 tane incir için düşürdün Hikmet beyi ağaçtan hemen git halanı çağır.

(Torun hızla sahneden uzaklaşır, Halasını elinden tutarak geri gelir)

Hala: Anne ne oldu babama, koca adamın bu saatte incir ağacında ne işi var?

Babaanne: Ne yapsın torun sevgisi işte, incir isterim diye tutturdu. Hala: Derhal ambulans çağırın, hemen arayın telefonla…
(Bu esnada babasının nabzına endişeyle bakmaktadır).
(Efekte ambulans sesi ve ışığı duyulur)

(Sağlıkçı kıyafetli 2 kişi sahneye girip büyükbabayı sedyeye koyarak çıkarlar)

Torun: Babaanne, bir şey olmayacak değil mi büyükbabama? (Babaanne toruna sarılır, gözlerinden yaş gelir )
Perde kapanır…

2. Sahne

Büyükbaba bir hastane yatağında, sağ kolu omuzdan itibaren, sağ bacağı diz altından alçılı. Alçıla bölge ip ve makara sistemiyle tavana tutturulmuş, başının altında büyük bir yastıkla hafif öne eğilmiş vaziyette Babaanne elinde tabldot tepsisiyle girer. Yatağın yanındaki sandalyeye oturur yemek yedirmeye çalışır.

Torun: Babaanne, büyükbabam iyi olacak değil mi?

Babaanne: Tabi ki evladım, artık benim şefkatli ellerimde Hikmet bey.

Torun: Şefkat ne demek babaanne?

Babaanne: Birisiyle yakından ilgilenmek, sevecenlik göstermek, koruma ve himaye altına almaktır evladım.

Torun: Benim anne ve babam bana çok şefkatli davranıyorlar değil mi?

Babaanne: Tabi ki onlar seni çok seviyorlar. Anne baba şefkatinden mahrum bırakmıyorlar seni ve kardeşini. Baban sabahın köründe kalkıp muayenehanesine gidiyor ailenin geçimini sağlıyor. Annen bütün evi çekip çeviriyor. Çok hızlı bir hayat temposu içindeler ama sizlerin başını şefkatle okşamayı, sevgi ile bakan gözlerle büyütmeyi ihmal etmiyorlar. Ben onların torunlarıma yanlış davranmasına izin verir miyim hiç?

Torun: Tamam şimdi inandım büyükbabam hemen iyileşecek. Bende bir daha sizden incir istemeyeceğim. Sana söz veriyorum babaanneciğim…

(Torun babaanneye sarılır ) Perde kapanır.
H. Seda Kut –
29/05/2021

 74 Toplam okunma,  1 Bugünkü okunma