Vücudumuzda 5 duyu organımız var. Gözlerimiz, kulaklarımız, burnumuz, dilimiz, derimiz. Vücudumuzu boylamasına ikiye bölelim. Sanki aynadaki yansıma gibi. Aynı gözükseler de tıpatıp aynı olmayan 2 kulak, 2 göz, 2 burun deliği, 2 el, kol, bacak. Kimimizin inandığı çift yaratılmış eşimiz acaba kendimiz miyiz ? Peki ruh eşini arayanlarımız aradığımız eş ruh da kendimiz miyiz acaba? Bedenimizde ki duyu organları gibi ruhumuzda ayrı bir boyutta neyi nasıl algılıyor acaba. Bir “algılayıcıdan” (veya alıcıdan) ibaret miyim sadece ? Bu algılayıcının beyni ise beynim. Duyu organlarım sensörlerim. Sensörlerimle algıladıklarıma duyularım diyorum ama duygularım var bir de. Kaç tane duyum var kaç tane duygum var? Filozoflar bangır bangır bağırıyor yüzyıllardır ‘Kendini Bil’ diye. Çok dağıtmayayım konumuz duyularımız.

Tüm bu duyusal süreçler, uyanmamıza, oturduğumuz yerden kalkmamıza ve güvenli bir şekilde merdivenlerden inmemize, araba kullanmamıza, tehlikeyi tanımlamamıza ve kaçınmamıza, ihtiyacımız olanı değil, ihtiyacımız olmayanı da yememize kadar, yüzlercesini sayabileceğimiz zihinsel ve fiziksel deneyimlerimizin çoğunun temelini oluşturuyor

İşitme, görme, koku, tat ve dokunma bilinen beş duyumuz hadi devam edelim şimdilik 32 ‘ye kadar sayabiliyorum duyuları. 35’i tamamlayacak diğer üçü araştırma aşamasında yani yolda. İlkokulda öğretmişlerdi ilk 5’li takımı. İsviçre’li bilim adamları yaptıkları deneylerle 5 duyuyu da geliştirip diğerlerini bulmuş olsa gerek. Reklamlarda devamlı reklamı yapılan İsviçre’li bilim adamlarının Türkiye’den kalkıp İsviçre’ye yerleşmiş Türk bilim adamları olduğuna da inanıyorum aslında. Gelişme kaçınılmaz.

5’den devam edelim.

6: ‘Doluluk’ (midedeki sensörlerle) ve ‘7: acı’ (sensörlerin cildimizde ve vücudumuzda hücrelere verilen hasar belirtilerini tespit ediyor).

Siz saymaya devam edin:

Dokularımızın içinde kalp atış hızımız, bağırsak hareketlerimiz ve denge sistemlerimiz gibi hayati süreçlerden sorumlu sensörler de vardır – bunlar da “duyular” olarak sayılır.

Bir değişikliğin saptanması, genellikle bir yanıtı işleyen beyne giden bir sinyali tetikler. Kan basıncında hafif bir değişiklik gibi bilinçsiz de olsa bir tepki oluşturuyor vücudumuz .

Bu duyuların zarar görmesi örneğin görme kaybından kaybolmasına kadar çok çeşitli sorunlara yol açabilir. Olumsuz senaryoyu olumluya çevirelim o zaman. Sadece duyularımızı korumakla kalmayıp aynı zamanda onları daha iyi olmaları için eğitebiliriz. Deneyelim ne kaybederiz?

Daha analitik olmak için balık kokusunu deneyin desem. Şaşırdınız öyle değil mi

Koku duyumuz, bir şeyin güvenli ve besleyici mi yoksa tehlikeli ve ölümcül mü olacağına karar vermemize yardımcı oluyor. Bu tepkinin sadece eylemlerimiz üzerinde değil, aynı zamanda düşüncelerimiz üzerinde de temel etkileri olabilir.

Bir şeyi koklamamız için, önce molekülleri buharlaşarak solunabilmeleri için – daha sonra koku alıcılarının pusuya yattığı burun mukusunuzda çözünmeleri gerekir. Bunlar sinyallerini beyne gönderir, o da bu koku ‘barkodlarını’ okur ve onları yorumlar.

İşte burada o keskin kokulu balık devreye giriyor. Bir şeye ikna olmadığımızda, onun ‘balık gibi koktuğunu’ söyleyebiliriz. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Norbert Schwarz, kısa süre önce “balık kokusu” metaforunun ne kadar ileri gidebileceğini gösteren araştırmalara öncülük etti.

Gönüllülere okumaları için bir belge verildi ve biraz balık yağı serpilmiş bir masada oturanların metindeki hataları görme olasılıkları daha yüksekti. Balık kokusu genel olarak şüphelerini artırıyor gibiydi ve sonuç olarak belgenin içeriğine daha eleştirel yaklaşıyorlardı.

Eleştirel yapınızı bir türlü değiştiremiyor musunuz? Ya birileri siz bilmeden etrafınıza balık yağı püskürtüp duruyorsa ? Onu bilemem ama bu konuları çok iyi araştıran ve bilen satıcıların bizler bilmeden duyularımıza yönelik satış artırıcı teknikler kullandıkları kesin. Belki önemli seçimler de böyle kazanılıyor. 32 +3 duyuyu bilelim bilinçli yaşam deneyimleyelim.

E uyarmış atalarımız kendini bil diye.

Not: Yazımda kullandığım bilgileri Emma Young’dan okudum. 32 duyu le ilgili dergilerde makaleler, yazılmış kitaplar var, bilginize.

Yeşim Silsüpür. 10.06.2021.

 74 Toplam okunma,  1 Bugünkü okunma