Taze çekilmiş kahvenin kokusunu duymayan burun kaldıysa hemen küçük bir kahve değirmeni alıp bir avuç kahve çeksin kendine. Koskoca mekânın bile olsa bir avuç kahve ortalığı mis gibi kokutmaya yeterde artar .Niye kahveyle başladın derseniz kırk yıl hatırı sayılır da ondan  .Şimdi düşünüyorum da yazıda kırk yıla eşdeğer midir acaba bu kahve? Kokusu hafızayı açar, çocuklarınıza koklatırsanız IQ’ları yükselir. Dilinize sürün dilinizdeki kimyasal reseptörler aracılığıyla tat duyunuz kahvenin tadını alacaktır. Ardından gözleriniz devreye girecek retinası sayesinde yüzde altmış bilgi gözlerinizle gelecek sorgulayacaksınız bu kahve çekirdekleri nereye ait ? Bizim kuruyemişçide bir gün kahve çekirdekleri bitti. Bir türlü gelmek bilmeyen kahve çekirdekleri için niye bu kadar uzun sürdü diye sordum kuruyemişçideki genç çocuğa. Bana “abla kahve bize Yemen’den geliyor,” dedi. Ben de “hee demek  ki çok uzak mesafe olduğu için bunca süre gelemedi,” deyip güldüm. Bu yazıyla Yemen’e sevgiler yolluyorum. Kahve değirmeni çalışırken işitme duyusu sesi dış kulakta toplayıp beyin sapına iletiyor. Tıkır tıkır tıkır tıkır çekildi kahve duydunuz mu? Kahve çekilirken prospirioseptif  duyularım yani beden farkındalığım girdi devreye, bedenim değirmenin yanında kahveyi bekliyor. Vestibüler duyularım kısaca hareket duyularımla vücut postürümü olabildiğince dengede tutuyorum ne de olsa Yemen’den gelen kahveyi alacağım değil mi? Davranışlara duyu bütünleme yoluyla bakınca daha bir mutlu oluyor insan. Duyguların altında yatan ihtiyaçlarımı görmek iyi ki hatırı sayılır kahve var şu hayatta dedirtiyor. Eve geldim. Pişirdiğim kahve mi yudumlarken yaralarımla yüzleşiyorum. Mutlu ve sağlıklı bir yaşam yeteneği ve kişisel dengemizi etkileyen temel duyularımızı bilmeyen var mıdır diye düşünüyorum. Yüz yüze onlarla konuşuyorum. Anlamlı bir açıklama geldiğinde çözümde ardından hemen geliyor. Hayatımı anlamlı yapan ne çok kahvem varmış  dolabımda.

Her birimiz kaç yaşında olursak olalım duyularımızın bazen çocukluğumuzda bütünlenmediğini, çocuk olmadan büyümenin, büyümeden yaşlanmak diye bir şey  olduğunu biliriz. Kahvenizi yudumlarken çocukluğunuza gidin kaç hayırla büyütüldünüz? Kaç kere sen küçüksün diye azarlandınız? Kocaman yağmur sularının içine atlayıp her yerinizi ıslattığınızda hissettiniz mi bedeninizi sonra annenize koşup sarıldınız mı? Pek çok insan duyuları yüzünden bütünlenemediğini farkında bile değil, her insanın holistik şifa gibi mutlaka duyularının bütünlenmesinin sağlanması gerekmekte. Bu bağlamda derin duyularımla; insan hayata hazır olmak diye bir şey olduğunu düşünüyor fakat yok. Sadece düştüğünde seni yerden kaldıracak hayat dinamiklerine sahip olmak diye bir şey var. Yazımın başına dönersem ey insan kahve deyip geçme, kahve güzel, bütün duyularınla sen güzelsin…

 66 Toplam okunma,  1 Bugünkü okunma